Ortaokul ve Ben (3. Sınıf)
- rizakati
- 4 Ara 2021
- 1 dakikada okunur

Yıl 1958 yine bir güz mevsimi, yine okul açılışı. Okul yönetimi, I-E ve II-D'den sonra üçüncü sınıfta alfabetik sıralamada geriye doğru III-C'de ortaokulu bitirmemi uygun gördü. Ama bu kez sınıfımız, salondan bozma bir sınıf değil, orijinal sınıflardan biriydi ve öğretmenler odasının yanındaydı . Kapıdan girince sağda otantik yapısıyla havalı öğretmen kürsüsü, solda kara (yoksa yeşil mi?) tahta vardı. İkinci sınıftaki arkadaşların hepsi buradaydı. Yeni sima olarak uzun boylu Cevat ve Raşit Daldal'ı hatırlıyorum. Bu sınıfımızda da kız öğrenci yoktu galiba. Sınıfın orta sıra dizisinin üç ya da dördüncü sırasında, Celal (Celalettin Özdal) ve Osman (Gülsoy?) ile oturuyordum.
Bu sınıfta öğrencilik hayatım ikinci sınıftaki gibi çok renkli geçmedi. Anlatılmaya değer olay olarak birinci dönem sonunda iftiharlık belgesi ile taltif edilmemi söyleyebilirim. Çok parlak bir öğrenci olduğumdan değil, sınıfta karnesinde zayıfı olmayan iki öğrenciden birisi olduğum için seçilmiştim. Karnesinde zayıfı olmayan diğer öğrenci Raşit Daldal iki yıllık olduğu için - koyunun olmadığı yerde iltifat gören keçi örneği – bu ödüle beni layık görmüşlerdi.
Öğretmenlere gelince:
Türkçe-kompozisyon: Ali Çiçekli (eşi Gülseren (?) ile okula o yıl gelmişlerdi.)
Matematik - Kimya: Olcay Özcan;
Fizik: Suat Hocanım
Ticaret: Avukat Sadi Irmak;
Resim-elişi: Enver Uzan (geçen yıllarda olduğu gibi);
Coğrafya: Gülderen Hocanım.
Hatırladıklarım bunlar. Diğer öğretmenler hafızamda hiç iz bırakmamış. Ben hatırlamasam da her yıl olduğu gibi bu ders yılında da emeği geçen tüm hocalarımdan sağ olanlara sağlıklı ömür, vefat edenlere rahmet dileniyorum.
Bình luận