top of page

Küçük Ev ve Kiracılarımız

  • Yazarın fotoğrafı: rizakati
    rizakati
  • 2 May 2023
  • 5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Haz 2023

AKSARAYLI ÜÇKARDEŞİN WHATSAPP SOHBETİNDEN NOSTALJİK ANILAR:

Her bir kiracımızla çok değişik hatıralarımız vardır.

BÜYÜK KARDEŞ: İnsanlardan hayvanlardan söz ettik şimdi sıra geldi mekânlara. Gerçi oturduğumuz ev hakkında konuştuk. Benim meramım küçük ev. Küçük evin tarihçesi, geleni gideni. Bu konuda bildiğiniz duyduğunuz nicedir?

KÜÇÜK KARDEŞ: Kiracılarımızın oturduğu küçük evi kim yapmış, ne zaman yapmış bilmem ama Allah yapanlardan razı olsun. Bize çok yararı dokundu. Sosyal olarak mahalledeki sabit komşularımızdan çok kiracımız olmuştur. Kapı-eşik komşuluk ve paylaşımı yaşadık. Çocuklu aileler ayrı bir zenginlik katardı hayatımıza. İrat açısından, aldığımız kira, akmasa da damlıyor türünden katkı sağlardı. Özellikle kış aylarında kira gelirimiz daha bir makbul olurdu. Benim ilk hatırladığım kiracı Yuvalı Mustafa olmalı; oğlu Ziya’yla oynardık. Son dönem kiracıları siz tanımazsınız. O eve 3 tane gelin gelmişliği vardır. Kısa süreli oturdular. Yanılmıyorsam onlardan bir tanesi de Tana Yaşar’dır.

BÜYÜK KARDEŞ: Önce Tarihi Bilgi: Kardeşi Kâni erken vefat ettiği için tamamı dedemiz Rıza Efendi’ye miras kalan arazi Ali Rıza efendininki gibi iki sokak (Paşacık ile Taşpazar) arasındaymış. (Altaylık) Alirzemmi’nin iki katlı konak taklidi kerpiç evi Paşacık’a bakarken -ne hikmetse- Rıza Efendi'ye kalan, ahır ve samanlık müştemilatıyla birlikte bir buçuk katlı, toprak damlı kerpiç ev (daha sonra halamızın oturduğu yer) Taşpazar’a bakıyordu. Dedemiz bekâr iken burada oturmuş olabilir; evlenince Paşacık tarafında, kuzeni olan Alirzemmi’nin büyük evine bitişik, ahırla samanlık arasında küçük eve taşınmış. Rıza dedemiz, görece yoksul olduğuna göre, kayınpederi Hacı Mehmet efendi kızını (ebemizi) verdiği zaman o evi dedemize satın alıvermiş olmalı.

Önceden küçük evin, önündeki samanlıkla birlikte Alirzemmi’ye ait olduğunu tahmin ediyorum. Çünkü onun bahçesinin ve ahırının devamı gibi duruyor ve onun evine bitişik cephesinde müstakil bir dış cephe duvarı yok; sanki ona sonradan ilave edilmiş bir ikametgâh olarak kullanılmış. Samanlık evle birlikte Rıza dedemize geçince, Alirzemmi kendi avlusuna yeni bir samanlık yaptırmış; dedemiz de eski samanlığı yakacak damı olarak kullanmış ama ismi samanlık kalmış.

Şimdi küçük evin hallerini anlatmakla işe başlayalım:

Giriş kapısı kirli paslı ve saç kaplamaydı gibi kalmış hayalimde; kapının solundaki tel örgülü pencere de içerisi görünmeyecek kadar isli ve tozluydu sanki. Benim hatırladığım eski durumunda alt katta zerzemi ve aşene olarak kullanılan karanlık bir mekândan geçilerek, dip taraftan ahşap bir merdivenle üst kata çıkılırdı. Birinden diğerine geçilen iki odası vardı. Alirzemmi ahırı geriye çekince babam eve yeni bir biçim verdi ve üst katı, ortada ahşap bir merdivenle çıkılan iki müstakil oda haline getirdi. Önceki konumunda da bizim oturduğumuz evle bu ev arasında hem altta hem üstte kapı vardı. Gaz lambası ile aydınlatılırdı. Halamın orda oturduğu dönemde, ailecek bir akşam gezmesinden (galiba Kamil dayımlardan) dönüşümüzde , ön tarafa bakan odada Zekai abimle gaz lambası ışığında bir şeylerle meşgul olduğumuzu hatırlıyorum.Oturduğumuz ev, yapılışından on küsur yıl sonra Aksaray’a elektrik gelince ilk tesisat çekilen evlerden biri olmasına rağmen küçük eve elektrik çok sonra ilk kiracımız zamanında bağlanmış.

Evin o zamanki haline ait bir hatıram da şudur: Bir öğle sonrası, ilk kiracımız olan banka memuru Ahmet Bey Amca ile Fatmanım Teyze’nin tek çocuğu Türker’le bahçeye bakan odada kafes kapana yakalanmış canlı bir fareyle oynamıştık. Bu vesileyle çok iyi insanlar olan ve ailecek birbirimizi çok sevdiğimiz karı kocaya (şimdi çoktan ölmüşlerdir) tüm geçmişlerimizle birlikte Allah’tan rahmet diliyorum.

Küçük Evin Sakinleri:

BÜYÜK KARDEŞ: Bizim küçük ev yol geçen hanı değil; Aşık Veysel’in, bir kapısından girilip öbür kapısından çıkıp gidilen iki kapılı hanı da değil tabiî ki. Ama bir kapıdan girilip vakt erişip ay, gün ve saat tamam olunca aynı kapıdan çıkılan bir hana benzetmek caiz olsa gerek.

ORTANCA KARDEŞ: O evin ne zaman ne için yapıldığını bilmem. Bir müddet yetimleriyle halamın. Sonra ablam doğunca onun için isim öneren bir bankacıyı duymuştum. Daha sonraları: Çardaklı Ali, Hacer aba, Ormancı Abdullah, Yuvalı Mustafa, Kırgıllı Celil; hatırladıklarım bunlar. Her bir kiracımızla çok değişik hatıralarımız vardır. Anlatmakla bitmez. Şöyle aklımdan geçiriyorum da. Zayıf hafızamda kalanlar bile pek çok. Şaban biladerimiz kendi dönemini çok güzel anlatıyor. Daha eskileri yaşasaydı ne güzel anlatımı olur du. En sevdiğim aklımda kalan da Hacer Abagil. Onların çocuklarından hepimiz için bir akran vardı; akrabalığımız da cabası. Bir de ev kirası deyince aklımda 50 lira artı 5 lira elektrik parası kalmış hangi kiracıdan ise.” Hatıralar, hatıralar...

BÜYÜK KARDEŞ: Bankacıdan sonra Küçük evin yenilenmiş halinde hatırladığım kadarıyla ilk kiracımız hanımı Elif Aba , kızları Sevim ve oğlu Erol ile kamyon şöförü Şemseddin Amca oldu. Sevim Abla mütevazi ailesine göre daha sosyetikti. Mahallede Artist Sevim olarak bilinirdi; oğulları Erol benim yaşlarımdaydı ve iyi anlaşırdık.

Daha Sonra Çardaklı Ali kiracı oldu küçük evde.

KÜÇÜK KARDEŞ: Abi sen de çok eskilere gittin. Ben Ali abinin bizim evde oturduğunu hayal meyal hatırlarım; bakkallığını bilmem. Kızı da herhalde Atike idi. Bisiklet kiraya veren Mustafa diye biriyle evlenmişti. Paramız olursa 10 kuruşa, 25 kuruşa üçtekerli, iki tekerli bisiklet kiralar idik. İki tur atmadan süre dolar, çağırırdı.

BÜYÜK KARDEŞ: Atike, Çardaklı Ali’nin ilk eşinden olma kızıydı. Köyden geldiklerinde evin nazenin kızı Atike, anasının üstüne gelen Ese'nin Sultan (Sultan aba) zamanında hizmetçi oldu (tam bir külkedisi öyküsü). Sancı Baba’nın köşeden (Ali Dede'nin oturduğu yer) aşağıda Zırıkların Ahmet'in evine kadar olan arazi Ese emminin idi. Mahallenin kadim kadastrosuna da girmiş olduk böylece.

KÜÇÜK KARDEŞ: Kiracılardan birine müteallik olarak babamın, “bir kanun kaçağına bilerek yardım ve yataklık etmek” cürmünü işlediğini bileniniz var mı?

BÜYÜK KARDEŞ: Kanun kaçağına yataklık?

KÜÇÜK KARDEŞ: Yok söylemem: bu babam ile kanun kaçağı ve benim aramda geçmiş bir vakıadır. Hayli kıymetlidir.

BÜYÜK KARDEŞ: İfşa edilmeyen suçun ve açığa vurulmamış günahın affedileceğine dair bir görüşe göre söylememekte haklısın.

KÜÇÜK KARDEŞ: Yine de anlatalım dilimiz döndüğünce; umarım babamı mezardan kaldırıp hesabını sormazlar: Bir sabah erken, kapımız çalınır; babam henüz işe gitmemiştir. Kapıyı çalan yorgun, bitkin, ürkek ve tedirgin bir genç adamdır. Güvenlik çemberini verdiği bilgilerle geçmiştir. Birkaç yıl önce bizde kiracı oturan Ormancı Abdullah’ın karısı Havva’nın kardeşidir. "Mustemmi (Mustafa emmi) ile görüşmek istiyorum" demiştir. Eve buyur edilir, kahvaltı sofrasına davet edilir. Ama onun gözü

yeme içmede değildir. Boş gözlerle etrafı süzmektedir. Hoş beş sonrası babam, sebebi ziyaretiniz nedir diye sorduğunda şüpheci bir tavırla etrafına bakınıp, babamdan başka birisinin olmamasını istediğini ima etmiştir. Oda boşaltılır ben küçük olduğum için varlığım sorun teşkil etmez. Genç adam sadede gelir: köyde, namus belasına birini bıçaklar; ölmüş müdür? Emin değildir. Hemen köyü terk edip Aksaray’a kadar ulaşır. Bildiği tek adres ve isim bizizdir. Buradan İzmir’e gidecektir ama parası yoktur. Babamdan 100 lira ister... Babam gözünü kırpmadan çekmecesine yöneldi. Çıkardı parayı verdi. Adam babamın elini öpüp teşekkür ederken: bir gün öderim dedi. Babam hiç bir borcun yok evladım, Allah yardımcın olsun dedi. Ve adamı uğurladık. Bu bizim ailede başka hiç kimse tarafından bilinmedi. Yaptığım ailenin ortak hafızasına minik bir katkı. Bunu yaparken malumun ilamı şeyler değil de sizin ya bilmeyip ya da unuttuğunuz şeyleri bulmaya çalışıyorum. Elimde fırsat varken özellikle hayra vesile olacak bilgileri kendimle beraber götürmeyeyim diyorum. Tabii bu arada mezara götürecek bilgileri de vardır her insanın.



Comments


© 2021 İstanbul - Türkiye

bottom of page