top of page

Zincirli Cezaevi -Cıncıklı Ambar

  • Yazarın fotoğrafı: rizakati
    rizakati
  • 16 May 2021
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 31 May 2021

Cıncıklı Mescid'in zayıf arka duvarı yıkılınca buğdaylar dereye dökülmüş.

İbrahim Paşanın Aksaray’ı işgali sırasında, buraya tayin edilen Kerim Kadı ve ailesi (Kadıoğulları) Cıncıklı Mescit civarındaki ve bitişiğindeki mülkleri sahiplenmiş.

Zincirli Medrese

Üzerinde, yapanı, yaptıranı ve inşa tarihini gösteren bir kitabesi bulunmamaktadır. Ancak taç kapı üzerindeki ayet kitabesinin ebcet hesabı 1337-38 (H.738) tarihini

vermektedir. Bu tarihte Karamanoğlu tahtında Şucaeddin Mirza Halil Bey bulunduğundan medreseyi onun yaptırdığı ileri sürülmektedir. Karamanoğullarından Yahşi Bey tarafından (zayıf ihtimal) 1336 yılında yaptırıldığı da rivayet edilmektedir. Cemaleddin-i Aksarayi’nin bu medresede müderrislik yapmış olması da yapının önemini arttırmaktadır

Kesme taş ve tuğla kullanılarak yapılan medrese, dört eyvanlı ve açık avlulu medrese planı düzenindedir. Portalı Selçuklu geleneğini devam ettiren plastik Selçuklu motifleriyle işlenmiş, eyvanlar bitkisel ve geometrik biçimlerle tezyin edilmiştir. Medresenin diğer bir özelliği de dış duvarları üzerinde yer alan dişlerden dolayı bir kale görünümü sergilemesidir.

Resim Öğretmenimiz Enver Uzan, Lise son sınıf sanat tarihi dersinde tarihi yapıların mimari özelliklerini işlerken bizi bu binaya götürmüş, eyvan, tonoz, portal, taç kapı gibi terimleri yerinde öğretmişti.

Anlatıldığına göre Zincirli Medrese bir dönem hapishane olarak da kullanılmış.

Cıncıklı Mescit ismiyle tanınmış olan yapı, Hoca Yusuf/Hacı Yusuf Mescidi, olarak da bilinmektedir. Yapının inşa tarihi için çeşitli görüşler dile getirilmiş; 12. yüzyılın ortalarından 13. yüzyılın sonlarına uzanan geniş bir tarih kesitine ait olduğu iddia edildiği gibi, 15. yüzyılın ilk yarısında Karamanoğlu İbrahim Bey zamanında tamir olunduğu da ileri sürülmektedir.

Yapı tuğla ve çini mozaik bezemenin bir arada kullanıldığı geometrik kompozisyonları ve kûfî yazı kuşağıyla 13. yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilir. Mescidin içinde bulunan celî talik hatla yazılmış Osmanlıca levhaya göre yapı, 1263 / 1846 yılında; 1340 / 1921 yılında savaş esnasında Tevfik adında birisi tarafından ve yine içerideki metal levhadaki tarihe göre de 1341 / 1922 tarihlerinde tamir edildiği anlaşılmaktadır. Yine yapı 1973 ve 2010 yıllarında onarım geçirmiştir.(Tolgahan Doğan Thdblog)

İ. Hakkı Konyalı’nın araştırmasına göre Osmanlı Devletine isyan eden Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşanın, Aksaray’ı işgali sırasında buraya tayin ettiği Kerim Kadı ve Kadıoğulları Cıncıklı Mescit bitişiğindeki ve civarındaki mülkleri sahiplenmiş (Aksaray Tarihi, s.1169).

Mescidin solunda (galiba) bir simit fırını, sağında ise yüksek duvarla çevrili bir bahçenin dip tarafında ünlü müftü Kadızade İbrahim Efendinin (1865-1935) konağı vardı. Zafer İlkokulunun avlusunun köşesinde bizim ırmaktan ayrılan ve Cıncıklı Mescidin arkasından geçen bir derecik konağın bahçesinin ortasından geçerdi. Çocukken büyükannem, bazı akraba kadınlarıyla bu konağa, herkesin saygı gösterdiği yaşlı bir hanımı ziyarete giderken beni de götürürdü. Hayal meyal hatırladığım "Otuz Nene" (veya "Otuzun Sultan") gibi bir lakapla anılan bu kadın Müftü İbrahim Efendinin dul hanımı Meliha Sultan olmalı.

Bir anekdot: İkinci Cihan harbine girme ihtimaline karşı tedbir olarak hükümet, silolara sığmayan stok buğdayları bazı mescitlere doldurmuş. Cıncıklı Mescit de bu operasyondan nasibini almış. Fakat stok edilen buğdayın baskısına dayanamayan Cıncıklı Mescid'in zayıf arka duvarı yıkılınca buğdaylar dereye dökülmüş. Rahmetli babam, dereden buğday aktığına tanık olduklarını söylerdi.


Comentarios


© 2021 İstanbul - Türkiye

bottom of page