top of page

Evvel Zaman İzinde - 4

  • Yazarın fotoğrafı: rizakati
    rizakati
  • 18 Eyl 2022
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 20 Eyl 2022

AKSARAYLI ÜÇKARDEŞİN WHATSAPP SOHBETİNDEN NOSTALJİK ANILAR: Ya Ahmet abinin kankaları: Teker Ahmet, Bitirim Erdal unutulur karakterler miydi?

01.01.2019

KÜÇÜK KARDEŞ: Ben diyorum ki bir kitap yazsam adını da “MOBESEME TAKILANLAR” koysam münasip bir yayınevi bulabilir miyiz bastıracak ve okuyan çıkar mı? Valla ciddiyim. Hem cebimiz üç beş kuruş görür, hem de siz o kitabın imzalı bir nüshasını alır okursunuz. Bende malzeme bol. Kitap tabii sadece aile anıları içermeyecek. Siz bana bir akıl verin hele...

BÜYÜK KARDEŞ: Dediğin kitabı yazma işinin bihakkın üstesinden geleceğine eminim. Değerini fark edip de, okuma imkânına kavuşanların da beğeneceklerine inanıyorum. Lakin bu gerçeği insanlara nasıl anlatacağız? Geniş çevre ve medya imkânları olması lazım. Yayınevi bulmak belki mümkün (telif ücreti istemezsen tabii). Bu arada sen daha dikkat çekici isimler üzerinde kafa yor. Öyle ki vitrinde kitaplara göz gezdirenlerin gözü bizim kitaba takıldığı zaman beş saniye mola vermeden geçip gitmesin. Malzeme çok, yazma kabiliyeti de var ama eşeğin büyüğü ahırda. Bastırma işini de halledebiliriz. Ama halka tanıtma ve beğendirme işi zor. Kendimiz çalıp kendimiz oynamak istersek niye olmasın.

Biz Gazi Eğitimdeyken, Metin Köse şiirler yazardı. Bastırmaya çok hevesliydi; ama bir türlü yayınevlerine kabul ettiremedi. O da oturdu kendi bastırdı. Hem de öğrenci haliyle maliyetini karşılayarak. Eşe dosta dağıtıp hobisini tatmin etmişti.

ORTANCA KARDEŞ: Metin abinin o şiir kitabını hatırlıyorum. “Gizlice şiirler”. Bize de getirmiştin; bazı şiirleri aklımda. Sonraları Aksaray’da Metin abiyle karşılaştığımızda bana “Gelme Ecel Gelme” isimli bir derleme kitabını vermişti.

BÜYÜK KARDEŞ: Senin hafızan benimkinden sağlammış. Sen söyleyince anımsadım o antolojiyi.

ORTANCA KARDEŞ: Hala durur kitap; ara sıra bakarım. Çok güzel şiirler var o antolojide...

BÜYÜK KARDEŞ: Şaban, bu arada yazmayı düşündüğün anılara, çocukluğumuzda kült olmuş, şöyle bir tekerleme ile başlayabilirsin:

Elim elim epelek.

Elden çıkan topalak.

Topalağın yavrusu.

Yumurtanın sarısı.

Halep yolu Taşbazar.

İçinde maymun gezer.

Halep'ten mi geliyordu bilmem ama sokağımızdan deve kervanlarının geçtiğini görmüşlüğüm vardır.

KÜÇÜK KARDEŞ: Tekerleme bana ilaç gibi geldi; nasıl hatırladın? Bu tekerlemeye başlamanın ritüeli parmağımızı ağzımıza sokar “ooolololo” derdik önce.

ORTANCA KARDEŞ: O tekerlemeye benim de aklım çok takılırdı. Develeri ben de belki bir kere görmüşlüğüm var. Tekerleme: “maymun beni korkuttu, kulağımı sarkıttı” diye biterdi. ne günlerdi beyav! Bakalım “beyav” lafı size kimi anımsattıracak?

KÜÇÜK KARDEŞ: Abi yav ben şimdi de tekerlemeye taktım: Senin yumurtanın sarısı diye yazdığın dizeyi biz: “Bitbidinin karısı” diyerekten kıraat ederdik; sebep kuşak farkı mıydı?

BÜYÜK KARDEŞ: Tekerleme benim aklımda öyle kalmış. Belki de aslını unuttuğum için yumurtanın sarısını ben yakıştırmışımdır. “Beyav” şivesini, bitişik komşumuz Fatmaba' nın ikinci kocası Şaban emminin sözü olarak anımsıyorum ben. İki eşeği vardı. Bazen küçük bir arabaya eşekleri koşar, köylere çerçiliğe giderdi. İşe gitmediği günler, eşekleri mahallenin sığırıyla birlikte yazıya yollardı. Akşam olunca oğulları Ali ile ben sığırı karşılamaya gider, eşeklere biner eve getirirdik. Bu sadece bir zevk işi değil aynı zamanda bir görevdi. Çünkü eşek milleti, inek camız gibi gibi evini bulamazdı.

KÜÇÜK KARDEŞ: Şaban emmiyi tanımak nasip olmadı. Fatmabayı sular seller kadar bilirim. Kendisi biraz da “Ayol Fatma” dır. Şaban emmi mübadele göçmeni, Selanikli; gelmiş bizim burnumuzun dibinde küçücük bir yer edinmiş ama genişletmek istiyor. Habire bizim tırmanı yontar, kendine yer açmaya çalışırmış. Babam “Ne iş Şaban ağa?” diye sorduğunda “ Seninki çok beyav” diyerek cevaplarmış.

BÜYÜK KARDEŞ: Aynen dediğin gibi. Babamın takıntısından Şaban emmiyi görmeyenler bile şivesine varıncaya kadar tanırlardı. Babamın sayesinde yani.

ORTANCA KARDEŞ: Şaban emmi şivesine ben Trakya da askerlik yaparken de muttali olmuşumdur.

KÜÇÜK KARDEŞ: Yâd elde sevdiğim aklıma düştü... Mahmut abim geldi bugün aklıma. Yaş yakınlığıyla onunla paylaştıklarım pek çoktur: Beraber simit satmış, bahçede okçuluk yapmış, Ulu Camide beraber sabah namazı kılmış, benim Nevşehirli'nin kavaklığında bulduğum 2.5 lirayı hovardaca harcamış, onun çizdiği krokiyle bizim kavaklıkta katırtırnağı toplamış, beraber kardan kule yapmışlığımız, daha binlerce anılarımız vardır. Ama son gördüğümde bana elini bile öptürmemiştir. Kendisi ne âlemdedir şimdi?

BÜYÜK KARDEŞ: Şabanın hatıraları ne güzel. O söylediği eylemler, mekânlar gözümde canlandı. Sanki birlikte yapmışız gibi hissettim kendimi. sağ olsun var olsun.

ORTANCA K: Mahmut’la görüşüyoruz. Bazen o, bazen ben ararım.

KÜÇÜK KARDEŞ: Asıl Ahmet abi olacaktı şimdi; çocukluk anılarını deşelerken o da katılabilseydi yaş farkından takıldığımız boşlukları ne güzel doldururdu Taşpazar’da sima eksikliği mi vardı? Ahmet abinin kankaları: Teker Ahmet, Bitirim Erdal unutulur karakterler miydi? Neyse onun da canı rahmet istedi demek.

DOKTOR KARDEŞ: Cümleten Selamünaleyküm!

KÜÇÜK KARDEŞ: Mahmut Abi nasılsın? Dergâhımıza hoş geldin. Biz bir süredir abimlerle bu köşede yazışıp dertleşiyoruz senin de katkılarınla daha bir zenginleşeceğiz. Grubumuzun adını “4 GARDAŞ” yaptım; daha iyi bir öneriniz varsa değiştiririz.

BÜYÜK KARDEŞ: Aleykümselam, Mahmut! Sohbetimiz kutlu, dilimiz tatlı, hanelerimiz sıhhatli ve bereketli olsun. Gökten ne yağarsa yer onu götürür.

KÜÇÜK KARDEŞ: Mahmut Abiyi ısındırmamız lazım bu sofraya. Bence birinci önceliğimiz bu olmalı. Kendisi çocukluğumda hanemizin ne vazgeçilmez üyesiydi. Yaş yetti, lise bitti. Mahmut abimi Ankara’ya Kadastro okuluna yolcu ettik. Onun evi terk ettiği ilk akşam, yemekte lokmalar boğazımıza dizildi; sofradaki yeri boş kalmıştı...

Mahmut abi! Fırsat bulunca sen de yaz iki satır. Ne günlerdi değil mi? Muhammed Ali boks maçlarına çıkardı. TV ekranlarında o seyredilirdi. Biz de sportmen olmaya adadık kendimizi. Yaz odasının sundurmasıyla, yakacak damının arasına kavak dalından barfiks yapmıştık. Asılır, asılır kollarımızı geliştirmeye çalışırdık. Kum torbamız da eksik değildi; sabah akşam onu yumruklar, idman yapardık. Hatırlıyor musun?

(Mahmut kardeşimizi 4 Haziran 2022 günü kaybettik. Tüm geçmişlerimizle birlikte makamı cennet olsun! R.K.)

2 Yorum


rizakati
rizakati
21 Kas 2022

Mustafa Dinleyici

COK doğru abi ....Dedenin önünde aşık oynarlardi .... Saklar abi, Kara Mıstık, Mehmet Ali abi, AbimIlhami ....Bizler de seyrderdik. Hepsini rahmetle anıyorum....

Beğen

rizakati
rizakati
21 Kas 2022

Tulin Corakci Anil

Maymun beni korkuttu … Ve devam ederdi …. Adel, badel sen çık aradan “ “öyle bir zaman geçer ki anılar fotolar baki kalır “ Şaban Emmi, Fatma teyze , Necla Abla .,Ali Abi … kitap bekliyoruz .

Beğen

© 2021 İstanbul - Türkiye

bottom of page