Dağarcık - Kasım 2022
- rizakati
- 20 Kas 2022
- 2 dakikada okunur
Dua genellikle bir inilti, bir ıstırap sesi, bir yardım dileğinden ibarettir.

Biz Batılılar için, akıl sezgiden önce gelir. Aklı duygulara tercih ederiz. Bilim parlamakta, din sönmektedir. Descartes’i takip ediyor, Pascal’ı terk ediyoruz.
Öyle ki, önce zekâmızı geliştirmeye bakıyoruz. Ahlâk kavramı, güzellik kavramı ve özellikle kutsallık gibi akli olmayan zihni faaliyetleri tamamen ihmal ediyoruz. Bu temel faaliyetlerin kesintiye uğraması, modern insanı manevi açıdan kör bir varlık haline getiriyor. Böyle bir sakatlık insanın iyi, yapıcı bir toplum bireyi olmasına engeldir. Medeniyetimizin çökmesini bireydeki kötü özelliklere bağlamak gerekiyor. Oysa hayatta başarılı olmak için akli ve maddi şeyler kadar manevi olanlar da vazgeçilmezdir. Bunun için, kişiyi zekânın verdiği kuvvetten çok daha güçlü kılan zihinsel faaliyetleri kendimizde yeniden canlandırmalıyız. Bunlardan en az bilineni kutsallık yani din kavramıdır.

Kutsallık kavramı özellikle dua aracılığıyla dile getirilir. Kutsallık gibi duanın da manevi bir olay olduğu ortadadır. Ne var ki, manevi dünya tekniğin eli altında değildir. Bu durumda duanın pozitif bilgisi nasıl elde edilebilir? Bilim alanı gözlemlenebilen şeyleri içine alır ve fizyolojik belirtiler yardımıyla da manevi olaylara kadar uzanabilir. O halde dua eden insanı, bilimsel olarak gözlem altında tutma yoluyla dua olayının ne demek olduğunu, bunu meydana getiren tekniği ve duanın etkilerini öğrenebiliriz.
Dua, maddi olmayan dünyanın manevi varlığına doğru, zihnin çekilmesi gibi görünüyor. Genellikle bir inilti, bir ıstırap sesi, bir yardım dileği olarak ortaya çıkar. Bazen, her şeyin değişmez ve üstün prensibinin sessiz bir temaşası halini alır. Ruhun Allah’a doğru bir yükselişi diye de tarif edilebilir. Hayat denilen mucizeyi yaratan o varlığa karşı aşk ve tapınış ifadesi de olabilir. Gerçekten dua, mevcut her şeyi yaratan, tam kemal, kudret ve güzellik olan görülmez varlıkla birleşmek için insanın yaptığı bir gayrettir
Gerçek dua bazı formülleri yalnız ezbere okumak değil, ruhun Allah’ta eridiği mistik bir hal demektir. Bu hal akli özellik taşımaz. Öyle ki filozofa ve bilim adamına anlaşılmaz ve erişilmez olarak kalır. Tıpkı güzellik ve aşk kavramları gibi dua için de, hiç bir kitap bilgisine gerek yoktur. Sade insanlar, güneşin ısısını veya bir çiçeğin kokusunu ne kadar doğallıkla duyarlarsa Allah’ı da öyle algılarlar. Fakat Allah, sevmesini bilenler için bu kadar cömert iken, tek kaygısı anlamak olanlara kendini göstermez. Onu tanımlamak gerekince fikir ve söz yetmez. Bundan dolayı dua ancak, aklın karanlık gecesini aydınlatan bir aşk hamlesinde en yüksek ifadesini bulur. ("Dua" adlı kitaptan)

Comentarios