top of page

Bizim Irmağın Uğrakları

  • Yazarın fotoğrafı: rizakati
    rizakati
  • 9 May 2021
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 9 Şub 2022

Bizim ırmak, uğradığı Ortaokulu (sonra Lise oldu), Zinciriye Medresesini, Azmi Milli Un Fabrikası'nı, Zafer Okulunu, Cıncıklı Mescidi, Bedriye Medresesini, bizim sokağa içme suyu sağlayan anıt çeşmeyi ve Sancı Baba'yı anlatmadan geçmemi istemezdi.




Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde

Şimdi nerdesin ey okul, o güzel günler nerde?

Burada eski günleri anlatırken, hayalimde ilk gençliğime gidip, avluda pencerenin altındaki seki taşına oturdum, bizim ırmağın şırıltısını dinlerken, sanki bana geçtiği önemli yerlerden söz ediyor gibi geldi.

Lisenin ön avlusundan geçerken öğrencilerin cıvıltıları arasında daha bir coşkulu aktığını, Zinciriye Medresesinde tarihin vakur sessizliğini dinlediğini düşündüm, Azmi Millîden geçerken, un fabrikası uzak olduğu için çarkların uğultusu işitmese de işçilerin işe gidip gelirken fabrikayla, evleriyle ilgi konuşmalarına kulak kabartmış olabilir. Zafer Okulunun avlu köşesinde, çocuk cıvıltıları arasında ikiye ayrılan kollarıyla, Cıncıklı Mescidi önünden ve arkasından sararken, camide namaz kılan müminlerin huşu ve huzur içinde sessizliğine tanık olmuştur. Bedriye Medresesinin, ilim yuvası olduğu eski şaşalı günlerini düşünmüştür. Bizim sokağa içme suyu sağlayan anıt çeşmede musluktan akan suyun şırıltısını, mahalle mescidinde okunan ezanı dinlemiş, hasta atını şifa için, Sancı Baba türbesinin etrafında dolaştıran adamın ümit dolu duasına amin demiştir.

Bana öyle geliyor ki bizim ırmak, uğradığı bu yerlerin, çağıl çağıl aktığı zamanlardaki halini anlatmadan geçmemi istemezdi. Aklımda kaldığı kadar, google'da bulabildiğim bilgiler ve resimler eşliğinde söze başlarken, aczimi itiraf ediyor ve gayret kuldan, tevfik Allah'tan diyorum.

ORTAOKUL

ORTAOKUL (sonradan lise oldu) Cumhuriyet dönemde inşa edilmiş üç katlı bir taş mekteptir. Milli Mimari Rönesansı (1.Ulusal Mimarlık) akımı çerçevesinde başlayan üslupla inşa edilmiş olan mektep, Aksaray'da Cumhuriyetin ilk yıllarında inşa edilmiş müstesna yapılardan

(diğerleri Hükümet Konağı, Adliye Dairesi, Maliye Dairesi, eski Vilayet Konağı ve Kütüphane) birisidir.

Okulun banisi Abdullah Sabri KARTER, 1920’de Aksaray sancağında mutasarrıf olarak göreve başlamış, 1923’te sancağın vilayete dönüşmesi ile Aksaray Valiliğine atanmış ve okulun inşası sırasında büyük gayret göstermiştir. Vali Bey, 1924 yılında Edirne'ye tayini çıkmasına rağmen bu göz

kamaştırıcı binaya başka bir kurumun yerleşmesini engellemek için gerekli önlemlerini de almıştır. Binanın kitabesindeki veciz,

Didim tarih-i cevherdar Sabri Hakka minnetle,

Yapıldı Aksaray şehrine idadi metanetle”

sözü de Sabri Bey'e aittir. Kitabeye göre okulun H. 1342-M. 1923 yılında İdâdî (lise) Mektebi olarak yapıldığı anlaşılmaktadır.

İki yanı mermer sütunlu muhteşem bir demir kapıdan girilen okulun ön avlusu, kız öğrencilerin teneffüs yeriydi, binaya da öğretmenler ve sivillerle birlikte kız öğrenciler ön kapıdan girerlerdi. Arka taraftaki toprak bir yolla ırmaktan ayrılan büyük avlu erkek öğrenciler içindi. Binanın sağ tarafında, avlular arasındaki dar bir geçidin hemen bitiminde tuvaletler vardı; kızlarınkinin kapısı geçide, erkeklerinki ırmak tarafına bakardı. Sanat eseri giriş kapısından başka ön avlunun sol tarafında öğrenciler için ikinci bir giriş daha vardı; aklımda kaldığına göre ana kapı kadar gösterişli olmasa da bu kapı daha genişti. Bu girişin hemen solunda köşede öğrencilerin su içtiği çeşmeleri barındıran önü açık, üç yanı ve üstü kapalı bir mekan vardı. Avluyu Cumhuriyet İlkokulunun avlusundan ayıran duvar tek katlı ilkokul binasına bitişikti ve okulun pencereleri Ortaokulun avlusuna bakıyordu (bugün oradan yol geçiyor).

1958-1960 yıllarında binanın bahçesine dönemin kaymakamı ve Okul Aile Birliği’nin destekleriyle üç katlı bir pansiyon binası inşa edildi. Ancak öğrenci sayısının her yıl artması yüzünden pansiyon binasının odalarından da sınıf olarak faydalanıldı. (bugün o pansiyon ve arkasındaki askerlik şubesi binası yıkılmış; yerinde İl Milli eğitim Müdürlüğü var)

Okulun banisi vali Abdullah Sabri KARTER, hayalini konuşturup binanın kitabesine

"Aksaray şehrine metanetle idadi (lise) yapıldı" dese de bina ortaokul olarak faaliyete başlamış ve ancak 1958 yılında ortaokul sınıflarının yanında lise sınıfları da açılarak, Aksaray Ortaokulu olan ismi Aksaray Lisesi olarak değiştirilmiştir. Böylece vali beyin rüyası gerçek olmuştur.

Okul, 1956 yılına kadar tam teşekküllü bir ortaokul olarak asli yerleşim planını muhafaza etmiş. Üç katlı binanın her iki yanında yer alan geniş mekanlardan, girişte soldaki, üç idari bölüm (müdür, müdür muavini ve sekreterlik) ve bir sınıf olarak dörde bölünmüş. Onun altındaki bölüm elişi atölyesi, üstündeki laboratuvar, karşı tarafta zemindeki spor salonu, onun üstündeki kütüphane ve ikinci kattaki konser salonu olarak 33 yıl (1923-1956) hizmet vermiş. Böylece Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitim-öğretime verilen önemin bir göstergesi olmuş. Laboratuvar (bilim), kütüphane (kültür), spor salonu (beden sağlığı), konser salonu (sanat) ve atölye (el sanatları) donanımıyla dört dörtlük bir eğitime olanak sağlanmış.

O dönemde, eğitime ve dolayısıyla öğretmene verilen önemin bir kanıtına bizzat tanık oldum: Gazi Eğitimi bitirip kimimiz ortaokul, kimimiz lise öğretmeni olarak tayin olduğumuz yerlere gitmeden önce bize donatım (veya donanım) bedeli diye bir para verdiler. Bu parayla, ilk verilmeye başladığı yıllarda öğretmen evleniyor, evini kuruyor ve kafası rahat bir şekilde eğitim hizmetine koyuluyormuş. 1966 yılında ben o parayla, ancak bir palto alabilmiştim. Şimdi durum nedir? Bilmiyorum.

1956-1957 öğretim yılında ben (ve benim yaşıtlarım) ortaokula yazıldığımız zaman herhalde fazla gelmiş olacağız ki mevcut sınıflar yetmedi ve binanın, o yıla kadar aynı kalan mükemmel yerleşim planı değişime uğradı. Olup bitenler ve benim ortaokul (lise) yıllarım başlı başına bir yazı konusu olacak. (Bizim ırmağın uğraklarını anlatmayı da sürdüreceğim.)





Comentários


© 2021 İstanbul - Türkiye

bottom of page